|
|
islami hikaye: Sınırda
Ahmet Altan, kimi zaman yazdığı yazılarla dindarların gönlünde yer etti. Sınırda başlığını taşıyan bu yazısı, kimilerini belki kızdıracak ama sufi meşrep ancak böyle güzel anlatılabilir.
Kategori |
: islami hikayeler |
Yorum Sayısı |
: 1 |
Okunma |
: 667 |
Tarih |
: 13 Kasım 2007 01:54 |
Ahmet Altan, kimi zaman yazdığı yazılarla dindarların gönlünde yer etti. “Sınırda” başlığını taşıyan bu yazısı, kimilerini belki kızdıracak ama sufi meşrep ancak böyle güzel anlatılabilir. Sınırda İbadetine düşkün ulu bir kişi, kalabalıkların arasında Allah’a ulaşmakta, gerektiğince ibadet etmekte, bütün ruhunu, bütün varlığını Allah’a adamakta zorluk çektiğine karar vererek çöle çekilmiş. Günler, haftalar, aylar, yıllar boyu bir yudum su, bir tane hurma ile beslenip bütün vaktini ibadetle geçirmiş. Rüzgarın sesini, kumun kımıltısını, vahadaki ağacın büyümesini dinleyip kurtla kuşla konuşmayı öğrenmiş. Tanrının yarattıklarıyla bütünleşmiş. Bu dünyayı ve öte dünyayı düşünmüş. Bilgeleşmiş. Hırstan, ihtirastan, zaaflardan arınmış. Ondan feyz almak için ziyaretçiler gelmeye başlamış. Bildiklerini onlara da anlatmış. Zamanla ünü yayılmış. Gelenleri, sevenleri artmış. Bir ramazan günü onu başkente davet etmişler. Bir eşeğin sırtında şehre gelmiş. Kalabalıklar karşılamış onu. Saygıda hiç kusur etmemişler. Elini, eteğini öpmüşler. Ağırlamışlar. Ertesi gün, çöle dönmek için şehirden çıkmaya hazırlanırken bütün ahalinin onu uğurlamak için şehrin kapısına toplandığını görmüş. Çiçekler atıyorlar, ona dokunabilmek, elini öpebilmek için birbirlerini çiğniyorlarmış. Ulu ihtiyar elini heybesine sokmuş, bir dilim ekmek çıkarmış. O ramazan günü herkesin gözü önünde ekmeği ısırmış. Derin bir sessizlik olmuş. Sonra “defol ihtiyar zındık, oruç yiyor bu sahtekar” diye bağırarak onu yuhalamaya koyulmuşlar. Taşa tutmuşlar. Kalabalık dağılmış. O, tek başına çölün yolunu tutmuş. Bir adam takılmış peşine. Demiş ki, “Ben seni tanıyorum ihtiyar, seni biliyorum, sen Allah korkusu olan birisin, neden oruç yedin herkesin gözü önünde?” İhtiyar cevap vermemiş. Ama adam peşini bırakmıyor, sorduğu sorunun cevabını öğrenmek istiyormuş. Sonunda ihtiyar dayanamayıp anlatmış: - Öylesine bir sevgiyle ve saygıyla uğurluyorlardı ki beni bir an onlara kapılıp kendimi önemsediğimi hissettim… Biraz daha devam etselerdi böbürlenecek, kendimi onlardan üstün görecek ve orada kalmak isteyecektim… Ekmeği ısırdım ki beni taşa tutsunlar, ben de bu boş böbürlenmekten, bu yersiz gururdan ve kibirden kurtulayım… Şimdi artık yeniden kim olduğumu, aciz, sıradan bir kuldan başka bir şey olmadığımı biliyorum… Çöle dönebilirim. Not: Hikayenin devamı kişisel görüşe yer verdiği ve özel eleştiri taşıması sebebiyle yayınlayamıyoruz. Burdaki amaç sadece insanların hikayeleri okuyup kendilerinin bir sonuç çıkarmalarıdır. Özel eleştirilere kapılıp kendi düşüncelerini farkında olmadan hiçe saymaları değil. Saygılarımızla Hikayeevi ailesi
Yazdırılabilir Sayfa |
Word'e Aktar |
Tavsiye Et
| Yorum Yaz
Bu habere toplam 1 yorum yazılmıştır.
gozde
[ 16 Kasım 2007 00:30 ]
ellerıne saglık ıyıkı koymussun halıme a.:)
Yorumların tamamını okumak için tıklayın.
islami hikayeler |
En Çok Okunan Haberler |
|
|
|
|
Son hikayeler
|